Dünyada yaklaşık 9 milyon diyabet hastası var. Tip ve Tip 2 olarak iki türü bulunan diyabet hastalığında genellikle Tip 2 diyabet 50’li yaşlardan sonra görülüp hayat tarzı, beslenme ve sporla kısmen önlenebilse de erken yaşlarda ortaya çıkan, özellikle de çocukların ve gençlerin hayatını zorlaştıran Tip 1 diyabet için böyle bir durum henüz söz konusu değil. Ancak son çalışmalar hastalığa yakalanma süresini geciktirebilmenin mümkün olduğunu ortaya koydu. Öyle ki 17 Kasım’da ABD’de Tip 1 diyabeti olan 8 yaş ve üstü yetişkinlerde ve pediyatrik hastalarda, hastalığın ortaya çıkışını geciktirmek için teplizumab adlı ilacı onaylandı. Hastalığı geciktirecek bir immunoterapi ilacı olan teplizumab, diyabet ile ilgili çalışma yapan uzmanlar tarafından oldukça heyecan verici olarak yorumlandı. Şu ana kadar bu hastalığa yönelik yapılan çalışmalara farklı bir boyut kazandıran ilaçla ilgili Hacettepe Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız önemli açıklamalarda bulundu.

‘KATEDİLEMEYEN BİR YOLU KATETTİ’

ABD’deki Yale Üniversitesi’nde 76 kişi üzerinde yürütülen ilacın araştırması prestijli bir tıp dergisi olan New England Journal Of Medicine’de 2019’da yayınladı. 2019’dan itibaren çalışmaları sürdürülen ilaç, 17 Kasım 2022’de ABD Gıda ve İlaç İdaresi FDA tarafından onaylandı. FDA’in onaylamasıyla birlikte çalışmanın gündem olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Okan Yıldız, böyle bir seçeneğin öngörülemediği Tip 1 diyabet için yapılan bu çalışmanın şimdiye kadar katedilemeyen bir yolu katettiğine dikkat çekti. Çalışmaya katılan 76 kişinin ailelerinde Tip 1 diyabet hastalığına sahip bireyler olduğunu ifade eden Yıldız, genetik yatkınlığın hastalığa yakalanma riskini artırdığını söyledi.

Tip 1 diyabete yol açan sebebin pankreasta insülin üreten beta hücrelerinin hasar görerek insülin salgılayamaması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yıldız, “Beta hücreleri insülin üretemediği için kanda şeker yükselmeye başlıyor ve buna bağlı hastalık komplikasyonları görüyoruz” dedi. “Tip 1 diyabet engellenebilir mi?” konusunun yaklaşık 40 yıldır tıp gündeminde olduğunu söyleyen Bülent Okan Yıldız, Tip 1 diyabetin, bağışıklık hücrelerinin vücudu korumaya çalışırken kendi hücrelerinden bazılarını da tahrip etmesiyle ortaya çıktığını ifade etti. Yıldız, teplizumab ilacının, bağışıklık hücrelerinin pankreastaki insülin salgılayan beta hücrelerini tahrip etmesini engellemek için kullanıldığını belirtti.

YARATTIĞI TAHRİBAT ENGELLENEBİLİR Mİ?

İmmünoterapi ilacı semptomları yerine şeker hastalığına yol açan sorunu tedavi etmeye odaklanıyor. Böylece bağışıklık sistemi pankreas hücrelerine saldırmayı bırakıyor. Genetik risk barındıran birçok kişi kısa bir süre sonra Tip 1 diyabetin birinci evresine geçiş yapıyor. Hastalığın birinci ve ikinci evresinde kanda bazı ölçümler yapılarak, bağışıklık sistemi pankreastaki beta hücrelerini tahrip ederken vücudun antikorlar ürettiği gözlemlenebiliyor. Hastalığın ikinci evresinde antikorların hücrelerin bir kısmını tahrip ettiği ancak şeker hastalığı seviyesine gelmediği anlaşılabiliyor. Yapılan araştırmada Tip 1 diyabette bu iki evreye ait grupların yer aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Yıldız, çalışmanın, “Acaba bağışıklık sistemi bozulurken şeker ortaya çıkmadan önce hücrelerin yarattığı tahribatı engelleyebilir miyiz?” sorusu üzerine şekillendiğini söyledi.

İlacın 14 gün içinde her gün enjeksiyon yapılarak damardan alındığını söyleyen Yıldız, uygulama sürecini şöyle aktardı:

“2 hafta boyunca 76 kişiye bu ilaç, bir gruba da plasebo dediğimiz etkisiz ilaçlar veriliyor. Aslında çok küçük bir alanda yapılan bir çalışma çünkü Tip 1 diyabet riski taşıyan 76 kişiye uygulanıyor. Bu ilaç verildiği zaman diyabetin ortaya çıkması ilaç verilen grupta 50 aya kadar uzarken, plasebo verilen grupta bu süre 25 ayda kalıyor. İlacın yaptığı şey sizi 2 yıldan daha fazla bir süre içinde şeker hastalığına yani evre 3’e yükselten döneme gelmesini ötelemek yani geciktirmek. Dolayısıyla bu çok önemli bir mekanizma.”

‘ÇOCUKLAR VE GENÇLER İÇİN ÇOK ÖNEMLİ’

İlacın onaylanmasının özellikle çocuklar için çok önemli bir gelişme olduğunu söyleyen Yıldız, şeker hastası olacağı kesin görünen bir kişide 2 yıldan uzun bir süre hastalığının ötelendiğini, bu durumun da yaşam kalitesi üzerinde çok önemli bir avantaj olduğunu ekledi. Pankreasta insülin üreten 2,5-3 gramlık bir hücrenin korunması başarılabilirse Tip 1 diyabetin gerçekten ortadan kaldırılabileceğine değinen Prof. Dr. Bülent Okan Yıldız, birçok ilaç denendiğini ama şu ana kadar hiçbir başarı elde edilmese de bu çalışmanın başarıya ulaştığına dikkat çekti.

Her yeni gelişmede olduğu gibi bu ilacın da dezavantajları olduğuna değinen Yıldız, “Firmanın ABD’de açıkladığı bir günlük ilacın kullanımı 13 bin 850 dolara (yaklaşık 300 bin lira) tekabül ediyor. 14 günlük tedavisi ise 193 bin 900 dolar (yaklaşık 300 bin lira)” ifadelerini kullandı. Yıldız, ilacın diyabeti önleyebileciğiyle ilgili yapılan yorumlara şöyle açıklık getirdi:

“Araştırma toplam 76 kişi üzerinde yapılan sadece 2 haftalık bir tedavi sürecini kapsıyor. Tedavinin uzun dönem olası bir istenmeyen etkisi var mı bilmiyoruz. Bu çalışmaya katılan herkeste diyabetin ortaya çıkışı 2 yıl gecikmiyor. Bu yalnızca bir kısmında geçerli oluyor. Hastalığın 2 yıl ötelenmesi, bir gencin ya da çocuğun bu süre içinde kullanacağı insülinin, pompa tedavisinin ya da çoklu enjeksiyon tedavisinin, şeker ölçüm takiplerinin de ertelenmesi demek. Bu durum da ailelerin hayatında dramatik bir fark yaratır mı, evet yaratır. Bu çok önemli bir veri ama bizim bu verilere dayanarak ‘Diyabette çığır açtık, bunu ortadan kaldırıyoruz’ diyebileceğimiz bir durum henüz yok. Daha ötesinde bir fayda sağlar mı ya da uzun dönem içinde başka bir etkisi olur mu bunu söylemek için biraz erken.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.