Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, geleneksel sporların desteklenmesinin sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kültürel uyanış vesilesi olduğunu belirtti.

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, MÜSİAD Kurucu Başkanı Erol Mehmet Yarar, Balçova’daki bir otelde düzenlenen ‘Spor Endüstrisi ve Ekonomiye Katkısı’ konulu MÜSİAD 100. Genel İdare Kurulu Genişletilmiş Başkanlar Toplantısı’na katıldı.

Erdoğan, toplantının ilk oturumunda yaptığı konuşmada, okçuluğu geliştirmek için çalışmalar yaptıklarını, lisanslı faal okçu sayısının 5 yılda 20 binin üzerine çıktığını söyledi.

Okçuluk branşında sporcuların madalya alma aşamasına geldiğini aktaran Erdoğan, ‘Spor kulubü olarak yaptığımız pratikler dikkate alınıyor. Bir yandan teknolojiyi kullanırken diğer yandan Türk Osmanlı yayının imalatını hayata geçirmeye çalıştık. Okçulukta da başarılı olduk.’ dedi.

Erdoğan, geleneksel sporları geniş çerçevede düşündüklerini belirterek, geleneksel sporlarla ilgili serüvenin dünya için de değerli olduğunu, yerel sporların dünyanın başka bölgelerinde de ilgi çektiğini anlattı.

Dünyada geleneksel sporlarla ilgili ciddi taban bulunduğuna dikkati çeken Bilal Erdoğan, kültürel anlamda ikili ilişkilerin gelişmesinde de sporun payı olduğunu hatırlattı.

‘Adaletsizlik çağı’

Erdoğan, dünyada kültürel eşitsizlik, adaletsizlik çağı yaşandığına işaret ederek, ‘Ekonomik olarak Batı’nın tahkim ettiği 200 yılın sonucu olarak şunu görüyoruz, Batı’nın ekonomik alandaki hegemonyası ekonomik alanla sınırlı kalmıyor. Askeri alanda da kendini gösteriyor.’ diye konuştu.

Bunun kültürel alanda da yansımalarının görüldüğünü vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

‘Nasıl ki daha önce çok gelişmiş kültürler, tarihin karanlık sayfalarına gömüldülerse yaşadığımız tarihte de kültürlerin gömülmeye, yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Biraz kurcaladığımızda ekonomik sebepler görüyoruz. Batı kendi ürettiklerini satarken reklamı kültür sahasında yapıyor.’

‘Kültürel adaletsizlikle mücadele etmek için kitlesel metodları bulmak lazım.’ diyen Bilal Erdoğan, bunun söylemlerle yapılamayacağını, Türkiye’de yerli ve millilik vurgusunun genç nesillerde karşılık bulduğunu söyledi.

Erdoğan, farklı kültürlerin farklı renkler olarak düşünülmesi gerektiğine işaret ederek, ‘Dünyada bu kadar çatışma potansiyeli olan yer varsa düşmanlık yaşatılıyorsa bunların sebebi ben inanıyorum ki kültürel adaletsizlik ve zorbalık düzeninden kaynaklanıyor.’ dedi.

Sporun bir kültür olarak tanıtılmadığını, oysa bütün kültürel öğeleri içinde taşıdığını dile getiren Erdoğan, ‘Nasıl sanata rengini veren insansa spora rengini veren de insan.’ ifadesini kullandı.

Bilal Erdoğan, bugün sporda şike ve dopingin kullanılmasının ana nedeninin kapitalist paradigmanın spora yansıması olduğunu belirtti.

Geleneksel sporların desteklenmesi

Dünyadaki bütün geleneksel sporların güçlenmesini istediklerini aktaran Erdoğan, sporun yeme içme, giyim ve müzik kültürleriyle de ilgili olduğunu anlattı.

Bir Batı firmasının yüksek fiyatlı pizza markasını entellektüel, para sahibi, aydın kesime sattığını söyleyen Erdoğan, ‘Onun kültürüne esir olmuş. Sadece bizim değil herkesin bundan kurtulması lazım. O zaman lahmacunu rahatlıkla yiyebileceğiz.’ dedi.

Erdoğan, milletin, dünyanın en zengin mutfağına sahip bulunduğunu, dünyanın bu zenginliğe erişmesinin güç olduğunu, bu nedenle Batı’nın yemesine, içmesine, giyinmesine esir olmamak gerektiğini vurgulayarak, ‘Bunları giyiyoruz ama neden. Şu kravat çok işe yaradığı için giyilmiyor. Kafamızdaki kompleksten sıyrılmamız lazım. Ben de giyiyorum ama kafamdakileri de söylemem lazım.’ şeklinde konuştu.

Geleneksel sporlarda madalya almayı sürdüreceklerini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

‘Yeter ki milletimiz ilgi göstermeye başlasın, madalya olarak da sonucu almaya başlayacağız. Güreşte yendiğimiz zaman onun mesajı çok daha fazla yankı bulacak. Biz geleneksel sporların desteklenmesinin bütün kültürel uyanışın vesilesi olduğunu düşünüyoruz, sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada.’

Bilal Erdoğan, dünyada hiçbir medeniyetin ilelebet yaşamadığını, Batı medeniyetinin de düşüş yaşayacağını, geçişin sancısız olması için diğer kültürlerin biraz öz güven kazanması gerektiğini söyledi.

MÜSİAD konuşmacıları

MÜSİAD Kurucu Başkanı Yarar ise iş camiasının önemli ekonomik büyüklüğe sahip spor sektörünü büyütmesi gerektiğini, ilgili kurumların ekonomik kalkınmayı sağlayacak projelere imza atabileceğini kaydetti.

Spor endüstrisi için bir yol haritası yapılması gerektiğine işaret eden Yarar, ‘Spor çok büyük bir ekonomik değerdir kesinlikle kenara konulamaz.’ diye konuştu.

MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan da Türkiye’nin kalkınması için çalıştıklarını söyleyerek, ‘Ekonomiye katkı sağlayacak projeler geliştiriyoruz. İş dünyası olarak girişimlerde bulunuyoruz. Gelişen Türkiye’nin hak ettiği konumu sağlamak için varımızı yoğumuzu ortaya koyacağız. Sanayici olarak kendimizi geliştireceğiz. Dünyada gelişimin oyun kurucularından olmak için çaba göstereceğiz.’ ifadelerini kullandı.

MÜSİAD İzmir Şube Başkanı Ümit Ülkü, sporun Türkiye adına değerlendirilebileceğini, böylelikle ekonomiye katkı sağlanabileceğini kaydetti.

Toplantı öncesi Bilal Erdoğan, Volkicar aracında ve sportif aktivitelere ilişkin sergide incelemelerde bulundu.

Bir önceki yazımız olan Fransız Kültür Merkezi'nde 'Küçük Çılgınlık' Projesi Tanıtıldı başlıklı makalemizde Ankara, Aralık ve Bernard Tschumi hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir